|
Taşınabilir büfelerde pratik ürün satışı sadece meşrubat ve soslu mısırla sınırlı değil. Şimdi meyve kokteyli üzerine kremşanti koyarak bambaşka lezzetler elde ediliyor...
"SOSLU mısır büfeleri" nin yaygınlaşması perakende sektörüne yeni bir soluk getirdi. Yerli ve yabancısıyla birçok markanın köşebaşı noktalarında yer alması bu işin tuttuğunu gösteriyor. Mısır gibi basit bir ürünü farklı bir lezzete çeviren bu mekânların sunuş özelliklerini oldukça estetik buluyorum. Bu tür büfe ve standlar organize "köşebaşı işler dünyasında" şimdi çok moda. Özel donanım gerektirmeyişi tek kişiyle işi çekip çevirme olanağı büyük ilgi görüyor. Yeni sektörün çeşitleri artık sadece mısırla sınırlı değil. Dünyada değişik uygulamaları var. Bu hafta size son yıllarda epey popüler olan ancak henüz Türkiye'de bulunmayan bir başka benzerinden bahsedeceğim. Projenin aslı Amerika'da "smoothie" adı verilen buzlu meyve suyu karışımlarının yeni bir türüne dayanıyor. Bu yeni jenerasyonun klasik "smoothies büfeleri" nden önemli farkı meyve karışımlarının olduğu gibi sunulması. Üstelik jenerik adı da yok henüz. Yaygın... |
|
|
|
|
|
Küçük yatırımlarla kendi işinizin patronu olmak ister misiniz?
Fiyatları 2 bin ile 10 bin YTL arasında değişen otomat makineleri girişimciler için yeni fırsat kapısı oldu. Yiyecek, sıcak-soğuk içecek, kağıt mendil, çorap, kadın pedi, kozmetik, telefon aksesuarları ve yaratıcılığınıza kalmış daha bir çok sektörde otomatlar aracılığı ile para kazanmak mümkün. Yapmanız gereken, uygun bir yer ve kazandıracağına inandığınız sektörü belirlemek. Otomatların bakımı için haftada birkaç saatinizi ayırmak yeterli. 1000 –3000 YTL ARASI GELİR Otomat sektörü özellikle yeni girişimciler açısından çok avantajlı. Diğer yatırımlarda olduğu gibi, işin kurulumu için ciddi ve maliyetli alt yapı gerekmiyor. Ayrıca küçük bir yatırımla başlanabildiği gibi kısa vadede yatırım miktarını artırmak mümkün. Otomat başına aylık gelir bin YTL ile 3 bin YTL arasında değişiyor. Buradaki en belirleyici unsur, yer seçimi ve sattığınız ürün. Kalabalık bir caddede veya alışveriş merkezinde doğru ürünü satmayı başardığınızda aylık gelirinizin 3 bin YTL’nin üzerine çıkması hayal değil. DOĞRU SEKTÖRÜ BULMAK ŞART Bugün onlarca ürün otomat makinelerinde satılıyor. Ancak yeni ve yaratıcı ürünleri de bu makineler ile satabilirsiniz. Örneğin; dondurma, kadın pedi, prezervatif, kuruyemiş, oyuncak, DVD, şeker, oje parfüm, makyaj temizleme mendili, aseton, bluetooth kulaklık setleri, araç şarj ... |
|
|
Şimdi büyük manav marketleri kurma zamanı. Batıdaki örneklerinde olduğu gibi, doğal ürünler satan çok amaçlı modern pazaryerlerini büyük kentlerde görmeye hazırlanalım...
PERAKENDE işlerde ihtisaslaşmaya doğru bir gidiş var. Gıda alanında geleneksel işler bu değişimin içine girmiş durumda. Zamanında "bakkal" dediğimiz klasik perakendecilik nasıl süpermarket haline geldiyse şimdi "manav" dükkânları da büyümek ve evrim geçirmek zorunda. Batıda birçok örneği var. En ilginçleri ise Amerika'da. Kısaca "farmers market" adı verilen bu geniş hacimli mekânlar büyük ilgi görüyor. Bunlar bir bakıma bizim semt pazarlarının çağdaş mimari altında modernize edilmiş şekli. Amerika'da kent içinde veya yakınında yer alanlar zamanla markalaşmış ve zincir haline gelmiş. En ünlülerinden biri, ilk kuruluşunu 1934 yılında "Los Angeles"ta yapan "Farmers Market"... Bu işletmenin orijinal adı zamanla bir jenerik haline dönüşmüş ve başına başka isimler eklenerek sistem Amerika geneline yayılmış. Aslında "farmers market" kelime anlamı itibariyle "çiftçilerin orijinal mallarını sattığı pazar" demek. Ancak buradaki "çiftçi" ifadesi kaynağından getirtilen ve taze şekliyle sunulan ürünleri vurgulamak için kullanılmış. Şimdi buna "fresh market" ya da "agro market" de deniyor. Sadece "fresh bazaar" adını takanlar da var. BİTKİDEN BALIK VE ETE KADAR... Satılan ürünler meyve ve sebzeyle sınırlı değil. Örneğin, Los Angeles'taki bu işin ilk örneğini yapan kuruluşun harika bir "toptan bölümü... |
|
|
Kentlerde içme suyu sıkıntısı olacağı konuşuluyor. Ucuz ve kolay bir yöntemle şehir şebekesini kaliteli içme suyuna çeviren "su istasyonları" yeni perakendeciliğin gözdesi olabilir.
KÜRESEL ısınmayla birlikte su sıkıntısının gündeme geldiğini biliyoruz. Kalabalık kentlerin kullanma suyu ihtiyacı şimdilik yeterince karşılanabiliyor. Ancak temel sorun kaliteli içme suyunda. Her ne kadar kaynak suyu üretimi önemli bir sektör haine geldiyse de zamanla arz talebe yetişemeyecek gibi. Sorunun çözümü şehir şebekesinden içme suyu ihtiyacını karşılamakta. Fakat bu noktada sağlık ve lezzet problemleri giriyor devreye. Şehir şebekelerine verilen sular eskiden içilebiliyordu. Nüfusu artmayan kentlerimizin bazılarında hala kaliteli sular musluklardan akıyor. Fakat aşırı büyüme ve artan kullanma suyu ihtiyacı geçmişte belediyeleri yeni yöntemlerle karşı karşıya bıraktı. Örneğin 1970' lere kadar İstanbul'un su ihtiyacı "Istıranca (Yıldız) Dağları" ndan beslenen "Terkos Gölü" nden karşılanırdı. Göl suyu İstanbul'a yeter miktarda... |
|
|
Tempo dergisinin ilginç meslekler yazısındaki bir haber gerçektende çok şaşırtıcı ve bir o kadar da ilginç.Yorumsuz aktarıyorum. |