iş fikirleri, Bayilik veren firmalar, Franchising, Yeni iş fikirleri, Girişimcilik ve internetten para kazanma
Ana Sayfa > Arşiv > Ağustos 2008
Arşiv - Ağustos 2008
Son yıllara kadar yöneticilik bir raylar üzerindeki treni veya bir otoyolda otomobili yönetmek gibiydi. Başlangıç noktasından bir yol haritası ile yola çıkıldığında, hedefe ulaşmak için gerekli bilgi, yetenek ve becerilere sahip olanlar başarıya ulaşabiliyordu.
Küreselleşme döneminde ise girişimcilerin ve yöneticilerin işi zorlaştı. Artık iş insanı, uçsuz bucaksız pazar okyanusunda tek başına hedefine ulaşmaya gayret ediyor. Ekonominin kaptanları, bu kez bir buharlı gemiyi yönetmenin kolaylıklarına da sahip bulunmuyor. Günümüzün iş hayatı tüm sıkıntıları, belirsizlikleri ve sert fırtınaları ile sanayi devrimi öncesi denizciliğine benziyor. Bir yöneticinin bilmesi gerekenler hızla artsa da yönetim bilgi ve becerileri yeni dönemde önemini yine de koruyor. Çünkü "Geminin hızı rüzgârın nasıl estiğine değil, sizin yelkenleri nasıl açtığınıza bağlıdır" diyen ünlü yazar Mark Twain'in sözü bugünün iş dünyasında da geçerli. Ancak küresel pazarlarda rüzgârın nereden ve nasıl eseceği, çalkantıların ne zaman ortaya çıkacağı ve fırtınaların ne zaman patlayacağı hiç de belli değil.

Makroya değil mikroya bak
Geçen yüzyılda makroekonomik değişimler şirketlerin ve iş dünyasının tümünü etkilerdi. İşler açıldığında, her şirketin satışları ve kazancı artardı. Resesyon veya kriz yaşandığında ise tüm şirketlerde kazanç grafikleri tepetaklak aşağı giderdi. Yeni yüzyılda ise ekonomi genelde canlansa da değişen koşullara uyum göstermeyi ihmal eden ve geleneksel pazarlama yöntemlerine tutunan şirketlerin durumu kötüye gidebiliyor. Geleceğe hazırlıklı olan ve pazarlamadaki yeni trendleri fark eden şirketler ise ekonomi ve sektör kötüye ...
morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 25 Ağustos 2008 | Satış ve Pazarlama
KOBİ’lerin dış ticaret faaliyetlerinde içine düştükleri önemli yanılgılar var. unlar kimi zaman yanlış anlaşılmaktan, kimi zaman fazla agresif davranmaktan kaynaklanıyor. Aşağıda, KOBİ’lerin dış ticaret konusunda düştükleri 5 önemli hatayı görebilirsiniz:

Yanlış pazar, yanlış partner: KOBi’lerin en fazla yanıldığı noktalardan biri bu. Özellikle pazarlama alanında fazla agresif davranan işletmeler için geçerli olan bu yanılgı, şirketin, pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirirken kendisi için çok da uygun olmayan ülkelere, yine kendisi için uygun olmayan işbirlikleri aracılığıyla girmeye çalışması. Bunun için şirketlerin yurtdışı pazarlara açılmadan önce detaylı bir araştırma yapması gerekiyor ki günümüzde artık farklı ülkelerin pazar yapısı konusunda bilgi edinmek çok da zor değil. Söz konusu ülkelerin Dış Ticaret Müsteşarlıkları ile irtibata geçmesi ve ön araştırma yapması bu hatanın önüne geçmeye yardımcı olacaktır.

Zamanlama hatası: Dış pazarlara açılırken gemiyi kaçırmak kadar pazara erken girmek de tehlikeli. Bu nedenle eğilimleri ve değişimleri beklemek, doğru zamanda pazara girmek gerekiyor. KOBİ’lerin dış ticaret alanında karşılaştıkları temel sorunlardan biri de arızi süreçlerde daha çok zaman harcaması ve asli süreç olarak gelecek için hazırlanmaması. Çoğu kez işletmeler dalgaya yakalanmak, bazen de dalgayı yakalamak seçenekleri ile karşı karşıya bırakılıyor. Yapılacak olan o anın zirveye çıkan dalgasına binmek yerine gelgitin gücün merkezine geri götürmesini beklemek.

Krizde kazanç beklentisi: Ekonominin hastalıklı dönemlerinden faydalanma arzusu çoğu zaman hayal kırıklığı ile...
morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 25 Ağustos 2008 | Bilgi bankası
Damat ve Tween'in sahibi Süleyman Orakçıoğlu, tekstilde 'akıllı etiket' dönemi başlatıyor. Etiketin içine yazılacak yazılım sayesinde, denenmek istenen kıyafet giyilmeden aynadan üstünüzde görülebilecek..

İsmi tekstil sektörüyle bütünleşen, Damat ve Tween markalarının sahibi Süleyman Orakçıoğlu, teknoloji şirketi kurdu. Orka Group bünyesinde kurulan 5'inci şirket olan ve teknolojinin tekstil ile entegrasyonu üzerinde çalışmalar yapan Ordisc Technology, Türkiye'de ilk kez tekstil sektöründe RFID (Radio Frequency Identification-Radyo Frekansı ile Tanımlama) etiketleme yapmaya başladı. Henüz yalnızca 8 bin parçalık özel bir koleksiyonda kullanılan bu sistemde, etiketlerin üzerindeki küçük çipe aktarılan yazılım, her ürüne bir kimlik numarası veriyor.

Etiketlerde ürünün renginden bedenine, kumaşının üretim yerinden cinsine kadar pek çok bilgiyi içeren, 255 karaktere kadar uzayabilen kodlar oluşturuluyor. Depolara da yerleştirilen bu sistem, ürünlerin yaydığı radyo dalgalarını algılayan okuyucular sayesinde, 15 dakikada depodaki tüm etiketli ürünleri sayıyor, bilgileri sisteme aktarıyor.

ÇİPİ DE ÜRETECEK
Dünyanın pek çok yerinde kullanımda olan RFID etiketleme sistemini Türkiye'ye taşıyan Orakçıoğlu, sistemi paket haline getirdikten sonra diğer markalardaki kurulumunu da yapacaklarını belirtti. "Birçok marka kullanıma geçmek için sistemi oturtmamızı bekliyor" diyen Orakçıoğlu, etiketleri Türkiye'de üretmek istediklerini, bu takdirde...
morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 23 Ağustos 2008 | İnovasyon
Amerika’dan ithal edilen ‘hediye listesi’ sistemi artık Türkiye’de de bir şirket tarafından uygulanıyor. Düğünden önce hediye listesini yapan çiftler, listeye ihtiyaçlarının yanı sıra yurtdışında balayı ve spor salonu üyeliği de koyabiliyor

Amerika ve Avrupa’da doğum günü partileri ve düğünlerde sık sık uygulanan hediye listesi sistemi, son yıllarda Türkiye’de de popülaritesini gittkçe artırmaya başladı. Dünya evine girecek çiftler, tatilden beyaz eşyaya, SPA’dan lüks restoronlarda akşam yemeği gibi lüks isteklerinin yanında her çeşit ihtiyaçlarının da bir listesini çıkarıp, bu işi Türkiye’de yapan romeovejuliet.com internet sitesiyle anlaşıyor. Çift hazırladığı hediye listesini romeovejulyet’e verip düğününe davet ettiği kişileri de internet sitesine yöneltiyor ve davetlilerden hediyelerini hazırladıkları listeden seçmelerini rica ediyor. Böylelikle çift, 15 tane abajur, bir sürü yemek ya da 24 tane kahve fincanı takımı alma riskini ortadan kaldırıyor, gerçekten ihtiyaç duyduğu ürünlere sahip oluyor. Eğer bonkör arkadaş ya da yakınlara sahipse yurtdışında rüya gibi bir balayını da bedavaya getirebiliyor... İşte Romeo ve Juliet internet sitesi de bu amaçla kurulmuş. Sitenin mantığı çiftleri hediye seçiminde biraz daha özgürleştirmek üzerine kurulu. Yani çift, hediye listesini bu site üzerinden yaptığında tek bir markaya bağlı kalmak yerine, sitenin anlaşmalı olduğu 62 markadan istediğini tercih edebiliyor.

Hedef kitle Aplus tüketici

ROMEO ve Juliet sitesinin sahibi Fransız Gilles De Soria, mayıs ayında hizmete başlayan sitenin şimdilik Aplus gelir grubundaki tüketiciye hitap ettiğini söylüyor. Sitedeki markalar listesine ...
morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 23 Ağustos 2008 | Şirket haberleri
 
Dirtsurfer yeni bir eğlence aleti.Üzerine iş fikri düşünülecek kadar var.Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 22 Ağustos 2008 | İş fikirleri
Gaziantepli Sonnendach firması, güneş enerjisi ile çalışan solar şarj cihazlarını Türkiye’de ekim ayında piyasaya sunacak.
Sonnendach Doğal Enerji Sistemleri Limited Şirketi Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Mehmet Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yenilenebilir enerji kaynakları kullanarak enerji üretiminde çevre ve insan sağlığına zarar vermeyen bir kültür geliştirmeyi ve Türkiye’nin dışarıya bağımlılığının azaltılmayı hedeflediklerini söyledi.

Alternatif enerji kaynakları konusunda AR-GE çalışmalarına ağırlık verdiklerini vurgulayan Yıldırım, cep telefonu, lap top, fotoğraf makinesi, kamera ve MP3’ü de şarj edebilen güneş enerjisiyle çalışan şarj cihazlarının Türkiye ve Afrika distribütörlüğünü aldıklarını belirtti. Yıldırım, 2 yıl boyunca araştırma yaptıklarını ifade ederek, şunları anlattı:

"Tayvan ve Çinli iki firmanın Türkiye ve Afrika distribütörlüğünü aldık. Çin’de bununla ilgili teknoloji çok gelişmiş. Distribütörlüğünü aldığımız Çinli firma, solar şarj cihazını yapmış. Şarj aletini güneşe koyuyorsunuz, içinde cep telefonunda kullanılan piller var, piller güneşte doluyor. Cep telefonu kitlerini bağlayarak, telefonunuzu şarj ediyorsunuz. Tayvan’dan malzemeyi alıyoruz. Çinli firma, bizim markamız adı altında bu ürünlerin üretimini yapıyor. Türkiye’ye ilk bizim getirdiğimiz solar cihazı ile fotoğraf ...
morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 22 Ağustos 2008 | İnovasyon
İslam dünyasının en sık boykot ettiği firma, müslüman ülkelere Ramazan jesti yaptı ama eleştirilerden kurtulamadı.
İslam dünyasında en sık boykot edilen firmaların başında gelen Coca Cola şirketinin Ramazan ayı boyunca içecek kutuları üstüne ay yıldız sembolü yerleştireceğini açıklaması tartışma yarattı.

İSLAM DÜNYASINA AY YILDIZLI COCA COLA
ABD basınında yer alan bir habere göre, merkezi ABD’nin Atlanta şehrinde bulunan Coca Cola, bir paketleme firmasıyla anlaştı. Hurriyet'in habrine göre, küreselleşen dünyada, İslam dininin gerçek değerlerini yansıtan Ramazan ayını resmen tanıdığını iki yıl önce duyuran şirket, bu yıl da, "ulusların arasında köprü inşa etmek ve diyaloğa katkıda bulunmak" amacıyla böyle bir jest yapma kararı aldığını açıkladı. Türkiye, Fas, Suudi Arabistan, Endonezya ve Pakistan dahil en az 11 Müslüman ülkenin bayrağında yer alan ay ve yıldız İslami bir sembol olarak kabul ediliyor.

YAHUDİ VE HRİSTİYAN SEMBOLLERİ KULLANILMIYOR
Coca Cola’nın Hıristiyan ve Yahudi bayramlarındaki dini sembollere içecek kutularında yer vermediği ve ...
morfikirler gönderdi. | Yorumlar (3) | 22 Ağustos 2008 | Şirket haberleri
Ege'nin en büyük yerel market zinciri olan Pehlivanoğlu'nu yabancılara satmak için görüşmeleri sürdüren Yönetim Kurulu Başkanı Ali Pehlivanoğlu, diğer yandan da kardeşlerinden ayrı olarak gıda ve gayrimenkul alanında yeni yatırımlara imza atıyor. İzmir'de Akhisar Köftecisi'nin ikinci şubesini açan Ali Pehlivanoğlu, franchising yöntemiyle 50 şube açmayı planladıklarını söyledi. Pehlivanoğlu, "İlk 5 şubeyi ben açacağım. Ardından girişimcilere franchise vereceğiz. Türkiye'de ilk defa kâr garantili bir model kuracağız. Biz parası olan değil işin başında duracak yatırımcılar arıyoruz" dedi.
Perakende sektörünün eski tadı vermediğini, yeni heyecanlar aradığını dile getiren Pehlivanoğlu, "Ben dışarıda çok yemek yiyen bir kişiyim. Bir nevi gurme sayılırım. Bu nedenle memleketimiz Akhisar'ın yerel köftesini tüketiciye sunmak istedim. Köfteyi İzmir-Tire'deki çiftliğimizden tedarik ettiğimiz etten yapıyoruz. Ustaları Akhisar'dan getiriyoruz. En büyük özelliği pidesi ve içinde katkı maddesi olmaması. Köftenin formülü ise bizde saklı. Ürünlerimiz pahalı değil, bir porsiyonun fiyatı 5-6 YTL. Ucuz fiyata kaliteli ürün sunuyoruz" diye konuştu.

Hedef ulusal marka olmak
İlk şubeyi iki yıl önce İzmir İnşaatçılar Çarşısı'nda, ikincisini geçen hafta mobilya merkezi İzmir-Karabağlar'da açtığını belirten Ali Pehlivanoğlu, ilk iki şube ile deneme yaptıklarını söyledi. Pehlivanoğlu, şöyle devam etti: "Tüketicilerin yoğun ilgisi sonucunda başarılı olduğumuzu gördük. Şimdi hızlı şekilde şube açacağız. Yeni şubemiz ...
morfikirler gönderdi. | Yorumlar (44) | 21 Ağustos 2008 | Fast food bayilik

Logitech'in piyasaya sürdüğü klavye ve farelerden çoğu zaman kendinden söz ettirir. Ürünlerinde uyguladığı yeni fikirlerle genelde ilgimizi çekmeyi başarır. V550 Nano da Logitech'in ilginç fikirlerini birleştiren bir kablosuz laptop faresi. Ancak bu kez üretilen fikir biraz "fazla" ilginç gibi...


Lazer teknolojisini kullanan V550 Nano, sahip olduğu çok küçük alıcı yardımıyla büyük kullanım kolaylığı sağlıyor. Alıcıyı USB portuna taktığınızda bir daha çıkartmanıza gerek kalmıyor. Hatta alıcıyı USB üzerinde bırakıp laptop'unuzu sorunsuzca çantanıza yerleştirmeniz bile mümkün.


Buraya kadar her şey güzel, ama ilginçlik Clip-and-Go adı verilen yeni özellik ile birlikte başlıyor. Bu özellik sayesinde fareyi kaybetme sorunundan kurtuluyorsunuz, zira farenizi laptop'a basit bir şekilde "takma" ya da "asma" şansına sahip oluyorsunuz. Yapmanız gereken, sadece küçük aparatı laptop üzerine yapıştırmak ve fareyi de bu aparata asmak.


Pil süresi olarak 18 ay verilmiş. Fare siyah ve gümüş-gri renkte yaklaşık 70 Dolar karşılığında temin edilebiliyor.

morfikirler gönderdi. | Yorumlar (1) | 20 Ağustos 2008 | Fotoğraflar

Bu çöp sepetleri, siz çöp atınca size teşekkür ediyor. Hem de ünlü isimlerin sesleri ile.Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de, kullanıldığında Finlandiya'nın tanınmış isimlerinin sesleriyle teşekkür eden çöp sepetleri sokaklara yerleştiriliyor. Başkente yerleştirilecek olan çöp sepetlerinin proje sorumlusu Elina Nummi, "her zaman için, kenti daha temiz kılacak yeni fikirlerin arayışında olduklarını, bu fikrin de parlak ve eğlenceli olduğunu" söyledi.

22 Ağustostan gelecek ay sonuna kadar Helsinki kent merkezine bu çöp sepetlerinden dört tane yerleştirilecek. Bu sepetlere, içine çöp atıldığında hoparlörü devreye sokacak bir dedektörün yerleştirileceği ve sesli teşekkür mesajlarında belediye başkanı ve ülkenin tanınmış isimlerinin seslerinin kullanılacağı açıklandı.(Hürriyet)

morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 20 Ağustos 2008 | İnovasyon
Alman televizyon kanalı RTL’de pazartesi akşamı yayınlanan Ekstra Magazin (Extra-Das RTL-Magazin) adlı program, bir Türk ve bir Alman kadını Türkiye’ye tatile gönderdi ve yaşadıklarını başından sonuna gizli kameraya çekti.
Beş ayrı yere gitti kadınlar ve bakın başlarından neler geçti...
1-Hamburgercide
Herkesin görebildiği yerde asılı olan fiyatları Türk kadına lira, Alman kadına euro olarak söylediler.Yani Türk kadın hamburgeri 6 liraya, Alman kadın 6 euroya aldı.Üstelik çok ünlü bir fast food zinciriydi bunu yapan, markayı buzlayarak vermelerine rağmen ne olduğu anlaşılıyordu.Kameralar geldiğinde bütün satış görevlileri bir yerlere kaçıştı, sonra bir görevli çıktı pişkince "Alman kadına sattığımız fiyatlar pahalı değil" dedi.

2- Takside
Türk kadınla Alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler.Türk kadın 20 euro ödedi, Alman kadın 30 euro...Kameralar Alman’ı taşıyan taksiciyi bulup sordu."Anlaşamadık, çok dolaştık yol uzadı" falan dedi.Sonradan anlaşıldı, gece tarifesi açmış.

3- Mağazada
Alman kadın bir mağazaya girip çanta satın aldı, 70 euro ödedi.Bunların hepsi gizli kamerayla çekiliyor.Bir süre sonra Türk kadın aynı mağazaya girip aynı çantayı aldı, 30 euroya...Sonra kameralar geldi, neden böyle yaptığını sordular bizim uyanığa...Neyse ki bu satıcı insaflı çıktı, özür dileyip 40 eurosunu iade etti Alman’ın.

4- Kuyumcuda
Alman kadın kuyumcuya girip 170 euroya bir kolye aldı.Ardından dükkana giden Türk kadın aynı kolyeye 130 euroya...
morfikirler gönderdi. | Yorumlar (7) | 20 Ağustos 2008 | Mor ofis

Sabo ağacından üretilen, vücut ısısına duyarlılık gösterdiği gibi bakteri de barındırmayan terlikler Türkiye'de satılmaya başlandı. Merkezi Kanada'da olan Dawgs Clogs firmasının doğal malzemeden ürettiği terlikler İzmir'de görücüye çıktı.  
Türkiye pazarına, Alsancak semtine ve Çeşme Alaçatı Resort Otel'e açtığı şubelerle giren Dawgs, franchising ile büyümeyi planlıyor. Sabo ağacının reçinesinden üretilen terlik ve ayakkabılar, görünüşte plastik bir maddeden yapılmış izlenimi veriyor. Doğal olduğu için iki saat içinde vücut ısısına duyarlılık gösteriyor ve ayak yapısına göre şekil alıyor. Kolay kolay kaymıyor. Dawgs Türkiye Genel Müdürü Zeynep Genel, sabo ağacından yapılan ürünlerin tendon destekli olmasının ayak sağlığı açısından ayrı bir önem arz ettiğini vurguladı. Söz konusu terlik ve ayakkabıların ortalama ağırlığı 55 ile 140 gram arasında değişiyor. Dawgs ürünlerinin diğer ayakkabılardan daha yumuşak, esnek, ayağın yanlara kaymasını önlediğini kaydeden Genel, kendi ayakkabılarının topuk petlerinin, diğer ayakkabılardan yüzde 40 daha kalın olduğunu aktardı. Bu kalınlığın ayağa yastık etkisi yaptığının altını çizen Genel, ayağın gün boyu rahat etmesini sağladığına dikkat çekti. Terliklerin tendon destekli özel tabanlarının gün boyu ayağa masaj yapmak için dizayn edildiğini de vurguladı.

morfikirler gönderdi. | Yorumlar (1) | 19 Ağustos 2008 | Ayakkabı bayilikleri
Ara

Gizlilik Bildirimi

Morfikirler rss

Morfikirler