|
Slovenyalı beyaz eşya ve ev gereçleri üreticisi Goronje, mutfağı salona taşıdı. Şirketin şu anda prototip halindeki ürünleri arasında plazma TV görümlü ocak ve davlumbaz, müzik seti görünümlü fırın ve salonun herhangi bir yerine konulabilecek çekmeceli buzdolabı bulunuyor.
Goronje, Türkiye’de de satışta olan 3 bin 500 Swarovski taşlı buzdolabı, buzdolaplı masa, dokunulduğunda içini gösteren ve sesli mesaj bırakılabilen buzdolabı, kapağı tam açılan çamaşır makinesinin de üreticisi. Bir yıl önce Türkiye’ye gelen Goronje, yıllık 1.3 milyar euro’luk cirosuyla Slovenya’nın en büyük şirketler grubu. Eski Yugoslavya’da 60 yıl önce kurulan ve 65 şirketten oluşan Goronje, beyaz eşya, küçük ev aletleri, ısıtıcılar, şofben ve mobilya üretiyor. Dünyada 70 ülkede ürünleri satılan şirketin geri dönüşüm, enerji, elektronik yatırımları da bulunuyor. Slovenya’da üç fabrikası bulunan grubun bunun dışında Çek Cumhuriyeti ve Sırbistan’da üretimi var. Şirket yılda 4 milyon parça üretim yapıyor. Goronje Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Doğa Yarman Türkiye pazarına kalıcı olmak için geldiklerini belirterek şunları söyledi: “Türkiye’deki bayi ağımızı geliştirmek istiyoruz. Şu anda İstanbul’da 30 noktada varız. Çok yakında Antalya’da büyük bir mağaza açıyoruz. Bu ay içinde bayi sayımız 6’ya çıkacak. Sayıyı her geçen gün artırmak istiyoruz. Burada kalıcıyız.” Şirket satın alabilir Darty ve Media Markt mağazalarında da ürünlerinin satıldığı belirten Genel Müdür Yardımcısı Yarman, “Türkiye’de şimdiye kadar 2 milyon... |
|
İşadamı Kamil Çambol küresel ısınma gündeme oturunca katlanabilen su deposu üretmeye başladı. Çantada taşınan ve büyük rağbet gören depolar 300 tona kadar çıkıyor. 5 tonluk su deposu evinizin penceresinden girer mi? Ya da 10 tonluk su deposu sırt çantanıza sığar mı? Bu sorular, ‘4 fil bir Vosvos’a nasıl biner? esprisini hatırlatsa da cevap, ‘İki öne, iki arkaya’ gibi absürd değil, basit: Evet, sığar...
Dünyanın susuzluğu konuştuğu bu günlerde işadamı Kamil Çambol, su depolarıyla dünya hâkimiyeti planları yapıyor! Çambol’un tekstil takviyeli PVC vinil su depolarının en büyük özelliği katlanıp taşınıyor olması. Aslında bu tip depolar dünyada 20 yıldır kullanılıyor. Ancak polyester ve polietilen, yani ‘normal’ su depolarının mutlak hâkimiyetinin sürdüğü Türkiye piyasasında kimsenin aklına üretimi pek gelmemiş. Ancak piyasadaki normal su depolarında da Çambol’un parmağı bulunuyor. Kendisi şöyle anlatıyor: “Ben bu su deposu işinin duayeni sayılırım. 1968’de Türkiye’deki ilk fiberglas su deposunu ben yaptım. O zamanlar fiberglas yalnız Anadol arabaların karoserinde kullanılır, ‘Dikkat edin, keçi yemesin’ diye de espri yapılırdı. 1970’de beyaz polietilen depoları da ilk ben getirdim. Çünkü plastik konusu adeta hobimdir. Tüm bu işleri aile şirketimiz Hisar bünyesinde yapıyordum. Ancak 30 sene sanayicilik beni yordu. 1992’de şirketten ayrılıp kendi şirketim Histaş’ı kurdum ve bahçe mobilyası satmaya başladım.” Hoverkraftla Aynı Kumaştan! 1992’den itibaren Garden Life markasıyla bahçe mobilyası... |
|
Hiç kendinizi başlı başına bir ürün olarak düşündünüz mü? Belki sizin de imajınızı belirleyip kişisel markanızı oluşturmanız gerekiyor. Çünkü satacağınız şey her neyse - bir ürün, hizmet yada fikir - önce kendinizi satmalısınız.
Başarılı şirketler imajın bir ürünü satmada ne kadar önemli olduğunu biliyor. Bütün marka stratejileri imaj üzerine kuruluyor. Bir ürünü pazarda satılacak kadar cazip hale getirebilmek yani “göz alıcı” bir marka yaratmak için inanılmaz para ve enerji harcıyorlar. Aynı şekilde insanların imajı da onların iş yaşamındaki değerini büyük ölçüde belirliyor. Hoşunuza gitsin veya gitmesin, yansıttığınız görüntü, diğerlerinin sizin zekanız, karakteriniz, yetenekleriniz hakkında oluşturduğu fikri büyük ölçüde etkiliyor. Bunun iş yaşamında ne anlama geldiğini bir düşünün... İnsanlar sizi görüyor ve anında kendi kafalarında mevcut kategorilerden birine yerleştiriveriyorlar. Bu yüzden nasıl giyindiğiniz, saçınız, makyajınız, aksesuarlarınız, yani bir bütün olarak görüntünüz profesyonel ve kişisel yaşamınızda çok büyük önem taşıyor. İnsanların size olan davranışlarını belirliyor. İş yaşamında imaj o kadar önemli ki, müşteri kazanamama, satış yapamama, terfi edememe gibi başarısızlıkların nedenini araştırdığınızda altından çoğu zaman imajla, daha doğrusu başarısız bir kişisel marka çıkıyor. Başarısız bir kişisel marka profesyonel yaşamda size anlaşmalar, üyelikler... |
|
İstanbul Avcılar'da, 8 ev kadınının aile bütçesine ek gelir sağlamak amacıyla kurduğu Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifi, 5. yılında bölgedeki taşeron şirketlerin tekelini yüzde 90 oranında kırdı. Kemer, paketleme, oyuncak, anahtarlık, penye işlemeleri, boncuk gibi işleri yapan kooperatife kadınlar, kuruluş aşamasında Dünya Bankası'ndan ve çeşitli projelerden destek alsalar da bugünlerde kira masrafını bile ödemekte güçlük çekiyor.
Adana, Hakkâri, Batman illerindeki benzerleri gibi yerel yönetimlerden destek alamadıklarını ifade eden kadınlar, destek eksikliğini ise Avcılar'ın diğer bölgelere nazaran düşük işsizlik oranına sahip olmasına bağlıyor. Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Küçük Sanat Kooperatifi üyesi Semra Billur, 24 resmi üyelerinin bulunduğunu, işin yoğunluğuna göre 100 kişiye ulaşabildiklerini söylüyor. Günde 1-5 saat arası çalışan kadınlar, ayda yaklaşık 100 ile 300 YTL arasında ek gelir elde ediyor. Üniversite bitirip evinde anahtarlık yapan kadınların yanı sıra penyeye boncuk işleyen erkeklerin de yer aldığı kooperatifte, imam nikâhıyla yaşayan kadınlara resmi nikâh yapılması ve çeşitli el sanatları kursları düzenlenmesi gibi destekler de veriliyor. Kooperatif 5 yılda, M-Store, Detay Triko, Adil Işık, Ece Fermuar, Nokia gibi firmalara iş yapmış. Kooperatifle kesintiler azaldı Ev işlerinden arta kalan zamanda yaptıkları "işler"den, taşeronların yüzde 50'ye varan kesintilerinden bıkan Avcılar bölgesindeki kadınlar, birlikte hareket etme kararı alarak, 2002 yılında "Ev Eksenli ... |
|
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı açık havada fitness, Türkiye'de moda oldu. 600'e yakın belediyenin fitness aletlerine talebi 80 milyon YTL'lik pazar oluşturdu. 150 firmanın yer aldığı sektör ihracat atağına hazırlanıyor.
Ev hanımları ile yaşlı dede ve ninelerin parklarda zayıflama azmi 70-80 milyon YTL'lik yeni bir pazar yarattı. 2005'te İstanbul'dan başlayıp daha sonra tüm Türkiye'yi saran açık hava fitness aletleri, kendi sektörünü yaratarak yurtdışında marka olmaya gidiyor. Çin mallarının kalitesizliği karşısında Avrupa ve Ortadoğu'dan sipariş yağmuruna tutulan Türkiye'de şimdilik küçük görünen pazarın yıl sonunda 2 katına ulaşması bekleniyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 3 yıl önce açık hava parklarına yerleştirdiği fitness aletlerine, spor yapma konusunda giderek bilinçlenen ev kadınlarından ilgi patlaması oldu. Sabahın erken saatlerinden başlayarak gün boyu zayıflamak, kollarını güçlendirmek, belini inceltmek isteyen kadınlar parkalara akın etmeye başlayınca o güne kadar sınırlı sayıda Çin'den ithal edilen ürünler için yerli üreticinin de gözü açıldı. Yeni fırsatı değerlendirmek için hemen üretim alanını değiştiren üreticilerin sayısı bugün 150'yi buldu. Üretici sayısının artması ise Çin mallarının önünü kesti. Şimdi eskiden kurulan fitness tesisleri bile sökülüp daha kaliteli olan yerli mallarıyla donatılıyor. Önceleri belediye parklarıyla sınırlı kalan pazar, artık tatil köylerinden sitelere ve toplu konutlara kadar uzanıyor. Türk halkının spor hevesi körüklendikçe de pazar durmadan büyümeye devam ediyor. Sadece bu yıl belediyelerin açtığı spor aleti ihaleleri 15 milyon YTL. Bir bu kadar da belediye tesislerindeki yenilenmeler tutuyor. Bu arada belediye seçimlerinin de yaklaşmasıyla pazardaki büyüme katlanıyor. Park gereçleriyle aynı ruhsatı aldıkları için büyüklüğü ... |
|
Türkiye'deki 1.5 milyar dolarlık çerez pazarından pay almak isteyen PepsiCo'nun cips ve atıştırmalık şirketi Frito Lay, kuruyemiş üretimi için düğmeye bastı. Ortaklık ya da satın alma yöntemiyle sektöre girmeyi hedefleyen şirket, 2009'un ilk aylarına kadar üretime geçecek.
Türkler'in dünyada en fazla çerez tüketen millet olduğuna dikkat çeken Frito Lay Türkiye Genel Müdürü Tuncer Akgün, bu fırsatı değerlendirmek istediklerini belirterek, "Kuruyemiş pazarından 3 yılda yüzde 25 pay almayı hedefliyoruz" dedi. Doritos, Ruffle's, Lays, A La Turca ve Cheetos markalarıyla Türkiye cips pazarının en büyük oyuncusu olan Frito Lay, "Sürdürülebilir Ziraat Programı"nı tanıtmak amacıyla Mersin Tarsus'taki fabrikasında bir basın toplantısı düzenledi. Euro 2008 tüketimi artırdı Toplantıda konuşan Tuncer Akgün, bundan sonra gıda şirketi olarak yatırım yapacaklarını söyledi. Türkiye'de cips pazarının büyüklüğünün 600 milyon dolara ulaştığını kaydeden Akgün, "Çerez pazarının büyüklüğü ise yıllık 1.5 milyar dolardan fazla. Bunun yüzde 60'ını çekirdek oluşturuyor. Bu nedenle kuruyemiş işine girme kararı aldık" diye konuştu. Akgün, kararlarını ABD'deki Genel Merkez'e de anlattıklarını belirterek, "Onlara 15 yıl... |
|
Eğer bir mağazanız, restoranınız veya fitness merkeziniz olsaydı ve müşterilerinizi büyük, temiz, parlak camlarla karşılamak ile duvar yazılarıyla, havalardan ötürü yıpranmış posterle ve levhalarla kaplı kalın bir tuğla duvarla karşılamak arasında bir tercih hakkınız olsaydı... hangisini seçerdiniz? Eğer tam sayfa ilan verebilecek olsaydınız, işinizin, ürünlerinizin, markanızın mı reklamını yapardınız yoksa şirketinizin parasını, mahallenizdeki lisenin bağış etkinliklerini ya da on farklı kredi kartı şirketini duyurmak için mi kullanırdınız? Bu aslında retorik bir soru olmalıydı ama milyonlarca işletme, vitrinlerini, ilanlarını, kamyonlarını, kataloglarını ve kartvizitlerini, müşterilerle iletişimini bulandıran gereksiz sözlerle kalabalıklaştırıyor.
Vitrinler, vitrinlere bakan müşteriler içindir. Kapınızdan içeri girmek, satıştan önce gelen ilk müşteri eylemidir. Mağazanızın ve vitrininizin güzelliğini neden kredi kartı yapıştırmalarıyla ve mahalledeki etkinliklerin ilanlarıyla bozuyorsunuz? Müşteriler mağazanızda zaten bütün kredi kartlarının geçerli olmasını bekler. Kapılarınızı bir kredi kartı kolajına dönüştürmek gereksizdir, anlamsızdır. Vitrininiz ilan tahtası değildir. Vitrininiz, ürünlerinizi sergileme, müşterilerin beğenisini kazanma ve ilgisini çekme yeridir. Eğer Lions Kulübü’nün düzenlediği gözlemeli kahvaltının ilanlarını sergileme ihtiyacı hissediyorsanız, bu ilanları mağazanızın arka bölümündeki ilan tahtasına asın. ilgili müşteriler, ilanları görmek için sizin ürünlerinizin yanından yürümek zorunda kalırlar. New York’taki Beşinci Cadde’nin usta... |
|
Amerikalı bilim adamları, yeni geliştirdikleri perdeler elektirik üretecek. Peki nasıl? Amerika'nın saygın araştırma kuruluşlarından Massachusetts Institute of Technology'de (MIT) görevli bilim adamları, ışık ve ısıya maruz kaldığında elektrik üretebilen maddeler üzerinde çalışmaya başladı. Güneş kumaşı (solar textile) adı da verilen bu maddeler, Türkiye'de “günısı” diye bilinen güneş panelleri gibi fotovoltaik hücrelere sahip. Yarı iletken bu maddeler güneş ışığını tutarak bunu elektrik enerjisine çeviriyor. MIT ekibi, ev perdelerini portatif, esnek, enerji biriktirebilen hale getirerek, enerji üretmesini sağladı. |
|
Çevrenizden gerektiği kadar yararlanabiliyor musunuz?
Günümüzde iş arayanların aktif olmadan iş bulmaları çok zordur. Kendi fırsatlarınızı kendiniz yaratmak zorundasınız. Gerek arkadaşlarınızın gerekse ailenizin desteğiyle yeni insanlarla tanışmaya çalışın. Özgeçmişinizi elinizden geldiğince çok yere dağıtın. Görüştüğünüz insanlara iş aradığınızı söylemekten çekinmeyin. Kendinizle ilgili gerekli her türlü bilgiyi verin, nasıl bir iş aradığınızı açık bir şekilde karşınızdakinin anlamasını sağlayın. İş arama olanaklarını iyi kullanıyor musunuz? Kendinizi sadece gazete ilanlarıyla mı sınırlıyorsunuz? Kariyerinizi oluşturmak için yalnızca tek olanaktan yararlanmayın. Yeniliklere açık olun. Gazeteleri her gün karıştırıp, sürekli özgeçmişinizi postalamak ya da elektronik posta yoluyla göndermenin dışında, internet yoluyla iş arama imkanlarından da yararlanmalısınız. İnternetteki insan kaynakları sitelerini gezip, her gün yenilenen ilanları takip ederek size uygun olanlara başvurabilirsiniz. Gerçekten size uygun ilanlara mı başvuruyorsunuz? Sahip olduğunuz kişisel yeteneklere, özel becerilere ve uzmanlık alanınıza göre size uygun olan işlere başvurmanız, iş bulma... |
|
Sağlıklı yaşamın simgesi spor salonları, yıllarca kendisinden müşteri çalan bilgisayar oyunlarıyla ittifak kurdu. Teknolojiden yararlanan spor salonları artık oyunlarla da zayıflatacak.
Futboldan tenise, bokstan kayağa kadar her türlü spor karşılaşmasını sanal ortama taşıyan bilgisayar teknolojisi sağlıklı yaşam vaat eden spor salonlarının en büyük rakipleri arasında gösteriliyor. Bugüne kadar birbirlerinden "müşteri çalan" bilgisayar oyunları ve spor salonları yine teknolojinin azizliği sayesinde artık müttefik oluyor. Dünyanın en büyük bilgisayar oyunu üreticilerinden Nintendo birkaç yıl önce piyasaya sunduğu Wii ile bilgisayar oyunlarının efor sarf edilerek oynanabilmesini sağlamıştı. Nintendo, şimdi de gözünü orta yaş üstü kesime dikti. Nintendo'nun yeni oyunu Wii Fit, kullanıcının kilo ve boy kaydını alıp, yapması gereken hareketleri gösteren, zihin geliştirici egzersizler yaptıran, kırışık önleme programları sunan, yoga dersleri veren özellikleriyle, artık gençlerin yanısıra bilgisayar oyunlarına alışık olmayan orta yaş üstü kadınları bile hedef kitlesi haline getirdi. Bu özellikleriyle adeta bir yaşam koçu haline gelen Wii Fit, sağlıklı yaşamın simgesi spor salonlarının da ilgisini çekti. Türkiye'de 3 ayda 4 bin adet satışa ulaşan Wii Fit için şimdiden fitness merkezleri sıraya girdi bile. Ürün piyasaya çıkmadan potansiyelini görüp Nintendo ile anlaşan Hillside'ın ardından Astoria, Mars Athletic Center da karar aşamasında. "Bizim rakibimiz diğer oyunlar değil. Yurtdışı tatilleri, fitness üyelikleri, yeni alınacak bir saat..." diyen Nintendo Türkiye Genel Müdürü Hasan Çolakoğlu, Nintendo'nun kişisel gelişim, ev kadınları, aile fertleri ve çocukları hedefleyen birçok oyunu bulunduğunu, Wii Fit'in bu yelpazenin en ağır topu olduğunu belirtiyor. İlk olarak 1 Aralık 2007'de Japonya'da piyasaya sürülen Wii Fit'in satışları, şu ana kadar 2 milyon adedi geçti. 25 Nisan 2008'de Türkiye... |
|
Kafe zinciri İtalyan Lavazza, Türkiye "de liderlik koltuğunda oturan Starbucks "ın tahtını sallamaya hazırlanıyor. Lavazza"nın hedefi Türkiye "de 2009"a kadar 100 kafe açmak
BİRBİRİ ardına Türk pazarına girmeye başlayan uluslararası kafe zincirlerine bir yenisi daha ekleniyor. Bugüne kadar ünlü İtalyan Lavazza marka kahve otomatları ve kahvelerini getiren Konyalı Saat "in şirketi Best , şimdi de Lavazza"nın Almanya ve ABD "de uyguladığı cafe shop konseptini Türkiye pazarına sunuyor. Cafe shop kültürünü Türk insanına tanıtan pazar lideri Starbucks "ın tahtına yüzde 80 pazar payıyla göz diken Lavazza, bu yıl 30, 2009"da 70 olmak üzere 100 cafe shop açmayı planlıyor. Cafe shop"larla pazar paylarını yüzde 70 hatta yüzde 80"lere çıkarmayı planladıklarını söyleyen Best İthalat İhracat Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Nalçacı , şu ana kadar franchise için 50 kişinin başvurduğunu ve bunları değerlendirdiklerini söyleyerek markanın Almanya ve ABD "de odaklandığını belirtti. Nalçacı "İlk 5 dükkan için İstanbul "un merkez noktaları seçildi. Daha sonra da diğer büyük şehirler, Bursa ve Trakya öncelikli olacak. Sonra da Karadeniz , Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu gelecek" dedi. Nalçacı , dünya genelinde 5 kıtaya yayılmış 33 ülkede bulunan toplam 44 Lavazza Eğitim Merkezi "nin 45"incisinin resmi açılışını yaparak, Türkiye için sertifikalı elemanlar yetiştirilmesine başlamak istediklerini de ifade etti. SOĞUK KAHVE PAZARI BÜYÜTTÜ TÜRK kahve pazarına ilişkin de bilgi veren İhsan Nalçacı "Yakın zamana kadar yüzde 90 çay, yüzde 9 Türk kahvesi ve yüzde... |
|
Bardakta mısır markalarının sayısı 8"e ulaştı. 6-10 bin dolar yatırımla mısır satmak için başvuranların sayısı 6 bini buldu. Mısırcılar 2 yılda bu rakama ulaşırken İddaa için 4 yılda 10 bin kişi, Loto "da ise 5 yılda 12 bin kişi sıraya girmişti
MALEZYA "DAN getirerek 2 yıl önce Türkiye "de ilk kez bardakta mısır satmaya başlayan Daily Fresh "in ardından bu işi yapmak için sektöre giren şirketlerin sayısı 8"i bulunca mısır satmak için franchise başvurusu yapanların sayısı 6 bini buldu. Yeni doğan bardakta mısır sektörü sadece 2 yılda ulaştığı bu büyüme hızını devam ettirirse, bayilikte en gözde alanlar olan Sayısal Loto , İddaa gibi oyunları yakında geride bırakacak. 1996"dan bu yana Sayısal ve Süper Loto bayiliği için başvuranlar 35 bini buldu. Başvuru çok yüksek olunca "Son 5 yılı dikkate alacağız" duyurusu yapıldı. Son 5 yıldaki rakam da 12 bin dolayında. 2004"te başlayan İddaa bayiliği için de halen 10 bin kişi sırada bekliyor. Ancak yeni ihale nedeniyle başvurular bekletiliyor. 2.500 KİŞİ EKMEK YİYOR SADECE bardakta mısır konseptini dünyada da ilk başlatan şirket olan Daily Fresh "e yapılan başvuru franchise ücreti de almasına ... |
|
Alternatif şekerler genellikle nişastadan üretilir. Büyük tesisler gerektiren bu imalat için şimdi Çinlilerin geliştirdiği butik tesisler var. Ancak üretimde farklılığa ve yasal sınırlamalara dikkat!
GIDA endüstrisinde kullanılan nişasta orijinli şekerler genellikle entegre tesislerde üretilir. Bu entegrasyon bitkinin yumruları ya da taneleriyle başlar "bome düzeyi ayarlanmış" nişasta şurubuyla sona erer. Son teknolojiler şimdi "akışkan nişasta şurubu" nu ilave otomatik hatlarda toz haline de getiriyor. Ancak bu şekerler klasik pancar şekerinin yerini tutmaz. Hem daha az tatlıdır; hem de kalorisi düşüktür. Bu nedenle alternatif şekerler daha çok gıda endüstrisinde kullanılıyor. Proses maliyeti bu sistemi işleyen fabrikalarda çok önemli. Kârlılıkta başa baş noktasını yakalamanın temel koşulu kesintisiz çalışmak ve yüksek şarjlara ulaşmak. Maliyeti düşürmek ve büyük şeker fabrikalarıyla rekabet amacıyla hammadde temini için anlaşmalı ekim yaptırmak da bir başka önemli husus. Bugün için endüstride belli başlı nişasta kaynakları "mısır", "buğday", "patates" ve "manyok" olarak da bilinen "tapyoka" bitkisinin kökleri. Ayrıca bazı... |