|
Sol görüşlü insanların ağırlıkla yerleştiği Etiler Küçük Armutlu'da tek masalık bir restoran açan Gamze Aktan ve Güniz Dalver, iş dünyasının ünlü isimlerinin de gözdesi oldu.
Yan masa yok, garson yok; sizi gözleyen, dinleyen de yok... Etiler'den bir köprüyle ayrılan ve solcuların kalesi sayılan Küçük Armutlu'da dar bir sokakta tekstil atölyesi görünümlü bir yerin girişindeyiz. Kapı açılıp içeri girdiğimizde ise bambaşka bir ortamla karşılaşıyoruz. 14 kişilik ahşap masa, sağlı sollu tel dolaplar, loş bir ışık, hafif bir müzik ve masanın hemen arkasında başlayan bir mutfak karşılıyor bizi... Burası Gamze Aktan ve Güniz Dalver Cikare'si. Restoran demeye dilimiz pek varmıyor çünkü burada garson yok, yan masa yok, hatta alışıldık anlamda servis bile yok. Aktan ve Dalver, mekanın hem sahibi, hem garsonu hem de aşçısı... İki ortağın "Mekânın tutması için illa Nişantaşı'nda olması gerekmiyor, yeter ki insanlara farklı ve aradıkları bir şeyi verin" diyerek açtıkları restoran, sanat ve iş dünyasının büyük ilgisiyle karşılaştı. Öyle ki iş bugün bambaşka boyutlara ulaştı, çünkü onlar artık iş dünyasının sırdaşları oldular. Geçen yıl 100 bin dolarlık yatırımla açtıkları Cikare, kıran kırana geçen kredi toplantılarına, gözlerden uzak özel anlaşmalara imzaların atılmasına sahne oluyor. Elbette Aktan ve Dalver, iş dünyasının tüm sırlarına vakıf olmalarına rağmen, ser verip sır vermiyor. "Belki 80 yaşıma geldiğimde bir kitap yazar, bütün bu sırları ortaya dökerim" diyen Güniz Dalver, kuytu mekânda yaşanan her şeyin orada kaldığını ve kapıdan dışarı çıkmadığını söylüyor. Etiler'de bu kadar iş yapmazdık Gamze Aktan eski bir bankacı... Bankada çalışırken bile yemek tariflerine ve pişirmeye tutkun olan Aktan, ABD ve İngiltere'de yemek eğitimi almış ve farklı tadlar yaratan bir pastacı olmuş. Güniz Dalver ise eski bir bilgisayar mühendisi... İkili geçen yıllarda Bebek'te açtıkları .... |
|
Bu cihaz soba zehirlenmelerini önlüyor. Cihazda karbonmonoksit gazını hisseden sensör ve uyarıcı alarm bulunuyor.
İngiltere’den ithal edilen cihazın üzerinde karbonmonoksit gazını hissedebilen sensör ve uyarıcı nitelikteki alarm bulunuyor. Sobanın kurulduğu odanın herhangi bir yerine monte edilebilen cihaz, üzerindeki güvenlik şeridi çıkarıldıktan sonra çalışmaya başlıyor. 5 yıl ömrü bulunan cihaz, evdekiler uyku halinde veya otururken sobadan sızan karbonmonoksit gazını algılıyor ve alarm devreye giriyor. Kuvvetli bir şekilde ses çıkararak oda içerisinde bulunan kişileri uyarıyor. Odada karbonmonoksit gazı bulunduğu sürece alarm devreden çıkmıyor. Ancak sesi duyarak uyanan kişi müdehale ederek cihazı durduruyor. Çok kuvvetli bir ses sistemine sahip olduğu için oturduğu apartmanın veya evin yakınında oturan komşuları veya diğer odalarda bulunan kişileri de uyararak karbonmonoksit zehirlenmesini haber veriyor. GAZI FARK EDİNCE ALARM DEVREYE GİRİYOR Cihazı ithal eden Focus Güvenlik Sistemleri'nin sahibi Şeref Özçelik cihazın küçük, fakat marifetlerinin çok büyük olduğunu söyledi. Özçelik, “Türkiye şartlarında vatandaşlarımızın büyük bir bölümü kış aylarında ısınma aracı olarak kömür sobalarını kullanıyor. Bu nedenle özellikle kış aylarında sobalardan sızan karbonmonoksit gazından dolayı zehirlenmelerde artış oluyor. Bunun sonucunda insanlar hayatını kaybediyor. Biz de firma olarak yaşanan bu olumsuzluğun önüne geçebilmek İngiltere’den karbonmonoksit dedektörünü ihraç ettik. Bu dedektör sobalardan sızan... |
|
Seyidoğlu Baklava krize özel baklava üretti, vatandaşın hem ağzı hem de cebi tatlandı. Marka imajından ve ürün kalitesinden ödün vermemek için mevcut ürünlerde fiyat indirimine gitme yerine, ‘Ev baklavası’ adı altında krize özel ürün geliştirdiklerini belirten Seyidoğlu Baklava’nın üçüncü kuşak temsilcisi Serdar Seyidoğlu, “Normalde kilosu 24 YTL olan baklavayı, 16 YTL’den satışa sunduk. Çok büyük talep görüyoruz” dedi.
ABD’YE İHRACAT Seyidoğlu, şöyle konuştu: “Ayda 10 tonluk satışımız var. Finansal krizin etkilerini henüz tüketici nezdinde görmesek de biz gıda perakendesi yapıyoruz. Krizi biz de hissedersek yandık demektir. Bunu hissetmeden önlem olarak, böyle bir ürün geliştirerek, kendimizce önlemimizi aldık.” Geçen yıl 12 milyon YTL ciroya imza attıklarını, bu yıl ise 15 milyon YTL ciro hedeflediklerini dile getiren Serdar Seyidoğlu, “2009 yılı için yüzde 20 büyümeyle yaklaşık 18 milyon YTL’lik ciro öngörüyoruz” dedi. Türkiye’de toplam 36 bayii ile faaliyet gösterdiklerini anlatan Seyidoğlu, firma olarak cironun yüzde 15’inin ihracattan geldiğini dile getirdi. Seyidoğlu, şöyle devam etti: “İhracat atağına 5 yıl önce ilk kez Yunanistan’la başladık. Yunanistan’a yılda ortalama 20 ton, Amerika’ya, yılda 25 ton, İspanya’ya 30, ton Arnavutluk’a 15 ton baklava satıyoruz. Romanya ve İsviçre ile anlaşmalarımız tamamlanmak üzere. Cirodaki ihracatın... |
|
Susam ve susam yağı endüstrisinde büyük fırsatlar var. Geçmişte Türk mutfağında çok kullanılan bu yağ, hamur işlerinde en iyi sonucu veriyor. Lezzetiyle sağlıklı mutfaklarda devrim yaratabilir... SUSAM ilk kültüre alınan bir bitki olmasına rağmen değeri tam olarak anlaşılamamış bir üründür. Beyaz ve kahverengi olmak üzere iki çeşidi bulunuyor. Susamın en iyi yetiştiği yerlerden biri ise bizim Anadolu topraklarımız.
Bilindiği gibi susam, "tahin" ve "tahin helvası" nın ana maddesi. Tohumunun taneleri olduğu gibi kullanılıyor, yağı çıkarılıyor ve küspesinden çok amaçlı hayvan yemi olarak yararlanılıyor. Susamın her türden bitkiyle dönüşümlü olarak ekilip hasadının yapılması ise en önemli avantajı MARKET RAFLARINA GİRMELİ Türkiye'de 1950'li yıllara kadar yağı çıkarılıp "bitkisel yağ" olarak pazara sunulmasına rağmen bu değerli yağ halen market raflarında yok. Oysa Batı ve Güney Asya pazarlarında en değerli yağ kategorisine giriyor ve de çokça tüketiliyor. Susam yağının mutfak açısından önemi ise diğer yağlara ve margarinlere göre çok daha lezzet verici olması ve insan sağlığına yararı. Susam yağı özellikle hamur işlerinde kullanıldığında yalnız tereyağı ve margarinlerde görülebilen "gevreklik kazandırma" ve "kabarma" işlevini sağlayabilen tek sıvı yağ. Beslenme değerleri açısından ise zeytinyağıyla yarışacak kadar zengin içeriğe sahip. Yağ asitleri kompozisyonuna bakıldığında doymuş yağ asitleri (palmitik, palmitoleik ... |
|
ABD'de başlayıp tüm dünyaya yayılan finansal krizin etkileri restoran ve lokantaları da vurmaya başladı.
İnsanların tasarruf etmek amacıyla eve kapanması sonucu bir çok lokanta ve restoran kapanmak zorunda kaldı. Çünkü tüketiciler dışarıda yemek yerine televizyon karşısında tüketmeyi yeğlemeye başladı. Her hafta 7-8 firmanın kapandığı sektörde faaliyetlerini sürdüren lokantacıların ise yüzde 70'inin zararına çalıştığı belirtiliyor. Sektörde birçok firma krizin etkilerini bertaraf edecek yeni iş alanlarına yönelmeye veya kriz menüleri oluşturmaya başladı. Helva ve baklavalarıyla ünlü Seyidoğlu, ürün fiyatlarına kriz ayarı yapmak için çalışmalar yaparken, Ziya Şark Sofrası ise evden çıkmayan tüketicinin ayağına gitmek için harekete geçti. Firma, 5 milyon dolarlık yatırımla lahmacun ve içli köfte gibi ürünleri dondurarak marketlerde satışa sundu. Pizzacılar arasında ise "bir alana bir bedava" uygulaması yaygınlaşmaya başladı. Sektör, kriz nedeniyle oluşan zararı kapatmak ve gıda israfını önlemek için ise bir gıda bankası kurmaya karar verdi. Fasuli'nin sahibi ve aynı zamanda İstanbul Lokantacılar Odası üyesi Mehmet Akif Köse, "Restoranlardaki atık yemeklerin israf olmaması için Türkiye'de ilk defa bir gıda bankası kurmayı planlıyoruz. Atık gıdaları hayvan yemi ve ya gübre olarak kullanabiliriz. Örneğin Almanya'da çok büyük gıda bankaları var. Özel arabalarımız olacak bunlar atık yemekleri toplayacak. Şu anda bu proje düşünce aşamasında. İstanbul Vali yardımcısıyla konuşuyoruz. Projemize o da ... |
|
Sakarya'da yaşayan Aydın Yılmaz, çamaşır makinesi sürekli arıza yapınca ilginç bir yola başvurdu. Yılmaz, değiştirilmeyen makineyi evinin önüne kurduğu bir iskelenin üzerine koyarak, ''Ben çok adi bir makineyim, 7. operasyon, sonuç 0'' ibarelerini yazarak, 25 gündür teşhir ediyor.
Makineyi 2005 yılında 850 YTL'ye aldığını, 3,5 yılda 7 kez farklı yerlerinden sürekli arıza yaptığını belirten Yılmaz, "İlk garanti süresinde ön kapağı ve kazanı değişti. Garanti süresi bittikten sonra neredeyse her ayda bir arıza yapmaya başladı. Her arızanın giderilmesi için çağırdığımız servise 25-30 YTL ödedik. En son makinenin ana kartı yandı. Onu da değiştirdik. 2 ay geçmeden yeniden yandı. Yeniden değiştirirken bu kez başka bir yeri yandı." dedi. Servis elemanının 'Makineyi servise götürüp bir kontrol edeyim' teklifine olumlu bakarak makineyi servise gönderdiklerini anlatan Yılmaz şöyle konuştu: "Servis bizi arayarak makinenin ana tesisatında sorun olduğunu ve değişmesi gerektiğini söyledi. Masraf olarak 125 YTL istedi. Eğer bu parayı verseydim makinenin tamiri için 300 YTL ödemiş olacaktım. Yani yarım makine parası. Ama son tamiri yaptırmadım, evimin... |
|
Ürettikleri mobilyaları karton kutuya koyarak tüketiciye ulaştıran Cardin Mobilya, mobilya da dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırdı. Cardin Mobilya Yönetim Kurulu Üyesi Murat Teker, "Ağacından kullandığımız vidaya hatta ambalaj kâğıdına kadar yerli ürün kullanıyoruz" dedi. Teker, özellikle kaliteli üretim konusunda yerli ürün kullanmaya dikkat ettiklerini vurgulayarak, "Bu hem piyasada daha esnek ve hızlı rekabet etmemizi sağlıyor hem de yerli yan sanayinin gelişmesini sağlamış oluyoruz" dedi. HEDEF İLK BEŞE GİRMEK Ürünleri karton kutuyla nakledilmesi işiyle Türkiye'de bir ilke imza attıklarını söyleyen Teker, ülkenin neresinde olursa olsun servis hizmeti verdiklerini belirterek, "Bundan sonra üretimimizin yüzde 30'luk bölümünü ihracata ayırdık. Türkiye genelinde bayilik ağımızı artıracağız. Hedeflerimiz sektörde ilk 5 firma arasına girmek" dedi. |
|
Can bey bir devlet memuru sermayesiz işler bölümüne yazdığı yorumu tebrik etmemek olmazdı.Yorumu aşağıda olduğu gibi yayınlıyorum ve Can bey'in başarılarının devamını diliyorum. SELAM ARKADAŞLAR.BEN BİR DEVLET MEMURUYUM...MALUM MAAŞ İLE GEÇİNMEKTE MÜMKÜN DEĞİL..SİZLER GİBİ NE YAPMAM GEREKİR YADA BİRŞEYLER YAPMAM GEREKİR DERKEN..BİR SABAH ANNEMİN BANA YAPTIĞI GÖZLEMELERİ YİYORDUM..ANNE ELLERİNE SAĞLIK BÖYLE BİR LEZZET OLAMAZ DEDİM..ODA BANA BEN ONA SEVGİMİ KATIYORUM OĞLUM BU GÖZLEMELERİ SEVMEYECEK İNSAN OLAMAZ DEDİ :)) GERÇEKTEN SÜPERDİ..BİRDEN AKLIMA BİR ŞEY GELDİ..ANNE DEDİM BUNDAN GÜNDE KAÇ TANE YAPABİLİRSİN DEDİM AA NOLCAK HERGÜNMÜ İSTİYORSUN YOKSA DEDİ :)) YOK DEDİM YARIN BANA 50 TANE YAPARMISIN SANA UN VE MALZEME GETİRSEM BİR ARKADAŞIMIN ÖZEL GÜNÜ VAR ..SENİN GÖZLEMELERİNİ ÇOK METH ETTİMDE ODA RİCA ETTİ HADİ KIRMA BENİ DEDİM :) ANNEMDE TAMAM DEDİ ..AKŞAM İŞTEN GELİRKEN 5 KG UN ALDIM UCUZUNDAN KIRIK PEYNİR ,,ISPANAK VE PATATES ALDIM :)) ANNEM KARIŞIK OLARAK 20 ŞER ADET (ISPANAKLI,PEYNİRLİ VE PATATESLİ YAPTI) SABAH 5 DE KALKMIŞ CANIM ANNEM..SOĞMASIN TAZE GÖTÜRSÜN DİYE...BEN GÖZLEMELERİ AKŞAMDAN ALDIĞIM PLASTİK EKMEK KABINA YERLEŞTİRDİM...VE İŞ YERİMDEN PC DE HAZIRLADIĞIM SICAK GÖZLEME İLANINI DA YANIM A ALDIM..VE 7 DE EVDEN ÇIKTIM...KENDİ İŞ YERİ ÖNÜMDE BUNLARI PAZARLAMAYA UTANACAĞIM İÇİN :) BAŞKA BÜYÜK BİR RESMİ KURUMUN ÖNÜNE GİTTİM VE BAHÇE DUVARININ ÜZERİNE KOYUP..İLANIDA GÖZLEME KABININ ÜZERİNE YAPIŞTIRDIM TANESİ DE 1.500 ÜZERİNE YAZDIM :)) ÇOK ÇEKİNİYORDUM AMA BAŞLAMIŞTIM 1 KERE..NE OLDU BİLİYORMUSUNUZ O GÖZLEMELER İŞE GİDEN O KURUMUN PERSONELİ TARAFINDAN SADECE 15 DK DA BİTTİ :)) İNANAMIYORDUM :)) 15 DK DA 50 GÖZLEME BİTMİŞTİ YANİ 15 DK DA 75 LİRA PARA KAZANMIŞTIM :)) MASRAFIMDA SADECE 20 LİRAYDI BİRDE CANIM ANNEMİN EMEĞİ :)) VE 8.30 DA MESAİME YETİŞTİM...ARTIK ANNEMDEN SAKLAYAMAZDIM AKŞAM MESAİ ÇIKIŞI EVE SEVİNÇLE GİTTİM VE ANNEME HERŞEYİ ANLATTIM..KADIN ÖNCE ŞOK OLDU SONRADA İNANILMAZ SEVİNDİ..ŞİMDİ 4 RESMİ DAİRENİN PERSONELİNİN GEÇTİĞİ BİR KÖŞEDE SABAHLARI 7,30 İLE 8.15 ARASI GÜNDE 100 GÖZLEME SATIYOR VE 8.30 DA KENDİ MESAİME YETİŞİYORUM..VE İŞİMİDE SEVİYORUM :)) HAFTADA 5 GÜN BUNU SABAHLARI 1 SAATİMİ AYIRARAK YAPIYORUM...KAZANCIMMI :)) GÜNDE NET 100 LİRA :)) YANİ DEVLETTEKİ MAAŞIMIN ÜÇ KATI :)) SERMAYE İLK ETAPTA SADECE 20-25 LİRA BİRDE BUNU SABAHLARI 5 TE KALKIP YAPACAK ANNEM GİBİ BİR KADIN...CANIM ANNEM SAĞOL..BUNU MUTLAKA YAPIN DENEYİN GÖRÜN :) BANADA DUA EDERSENİZ SEVİNİRİM :)) |
|
Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ), İstanbul Halkalı Atakent'te yapılacak "uluslararası doğa ve eğlence parkı"nın da içinde yer aldığı proje için düzenlediği ihaleye 4 firma katılırken, bunlardan sadece 3'ü "fikir projelerini" sundu. İdare, projeleri değerlendirdikten sonra, projelerini uygun bulduğu firmaları, 3 Kasım'da ikinci oturuma çağıracak.
TOKİ'nin, Halkalı Atakent'teki toplam 1 milyon 429 bin metrekarelik arazinin "arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı usulü" ile satışı için açtığı ihalede teklifler bugün alındı. İhaleye, Nurol İnşaat dışında 3 girişimci grubu dosya verdi. Nurol İnşaat, sadece ön proje sunup, teklif hazırlamak için 1 ay süre isterken, teklif sunan firmalar ve teklifleri şöyle: 1 nolu Sunum Tema Park : Astay Gayrimenkul İnş. Yat. Tur. Aş Tema Park : Özyazıcı İnş. Elek. Mak. Müş. ve Taah. ve San. Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı: Firma, proje kapsamında öngörülen rekreasyon yatırımlarını bedelsiz yaptıktan sonra, TOKİ'ye 5 milyon 292 bin YTL gelir vermeyi teklif etti. Ayrıca, konut ve ticari yatırımlardan 560 milyon YTL gelir bekleyen firma, geliri bu tutarın üzerine çıksa bile TOKİ'ye bu gelirden herhangi bir pay vermeyecek. 2 nolu Sunum Tema Park : Biat İnş. San. ve Tic. AŞ Tema Park : Akdağlar Mad. San. ve Tic. A.Ş Tema Park : Eko Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı: Firma, proje kapsamındaki rekreasyon... |
|
ABD'nin yeşil sanayisinin büyüklüğü 147 milyar dolar
Dünyanın en büyük çim üreticileri dernek çatısı altında toplanmış durumda. Turfgrass Producers International (TPI), üyelerine verdiği eğitim ile hazır çim üretim sürecinde destek veriyor. 1967 yılında ABD'de kurulan örgütün 40 ülkeden bin 100'ün üzerinde üyesi bulunuyor. Turfgrass Producers International (TPI) tarafından hazırlanan raporda ABD'nin "yeşil sanayisinin" ekonomiye toplam katkısının 147 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamın 40 milyar doları hazır çim sanayisinden geliyor. Üreticiler bayilik bile veriyor Kaçan, hazır rulo çimin en büyük müşterisinin inşaat şirketleri ve belediyeler olduğunu söylüyor. "2000 yılında bu işi yapan 3 firma vardı. Teknoçim, Türkçim ve bir de Ege'de üretim yapan Çimser. Fakat 2004'ten sonra özellikle inşaat sektöründeki gelişmelerle piyasaya bir sürü üretim yapan irili ufaklı firma girdi" sözleri ile pazardaki gelişime dikkat çeken Kaçan, şöyle devam ediyor: "Belediyeler hazır çim ile tohumlama ve toprağı ıslah için ayırdıkları büyük bütçelerden kurtuldu. Hazır çim sadece maliyetleri değil riski de azalttı. Ürün ortada ve ürünün gelişimi ile ilgili herhangi bir olumsuzluk yaşanmıyor. En büyük talep ise İstanbul'dan. Bu nedenle de çim çiftliklerinin büyük bir kısmı İstanbul çevresinde kurulmuş durumda." 400 bin metrekare alan üzerinde çim üretimi yaptıklarını belirten Kaçan, işin cazibesi nedeni ile bayilik vermeye bile başladıklarını kaydediyor. 2002 yılında emlak sektöründeki canlanma ile yeni bir iş... |