|
Pazarlama gurusu Philip Kotler'e geçen 17 Haziran'da Milano'da verdiği bir konferansta, bir hayranı 1967'de yazdığı bir kitabı imzalaması için getirir. Kotler imzalamayı reddeder ve sorar: "Bu kitapta internet ile ilgili bölümü okudun mu? Hayranı ise "Bana yeni kitabını mı satmak istiyorsun" der. Kotler, okuruna yalnız 1967 yılındaki kitabın değil, 90'lı yıllarda yazdığı kitapların bile eskidiğini vurgulayarak konuya son noktayı koyar: "Pazarlama, sürekli bir değişim içinde olmak zorundadır."
50 yıldır pazarlama konusunda fikir üreten ve her ülkede sadık okurları ve dinleyicileri olan Kotler, pazarlama kavramının geçirdiği beş aşamayı şöyle özetliyor: 1- Geçen yüzyılın ortalarında p = s eşitliği geçerliydi. Pazarlama "satış" anlamına geliyordu ve bu kelime satış işini daha "havalı" göstermek için kullanılıyordu. Günümüzde ise "pazarlama" işlevi, daha sizin elinizde satacak bir şey bulunmadan başlıyor. 2- Daha sonra 4P dönemi geldi. 70'li yıllarda girişimciler ürün (product), satış yeri (place), fiyat (price) ve promosyon konularına odaklandı. Bu unsurlar esas alınarak hazırlanan pazarlama planı, marka yönetiminde temel alınıyordu. 3- Daha bu ilke tam olarak hazmedilmeden 80'li yıllarda STP dönemi başladı. Segmentasyon, hedef kitleyi belirleme (targeting) ve konumlama (positioning), özellikle yeni bir ürün konsepti ... |
|
Son yıllara kadar yöneticilik bir raylar üzerindeki treni veya bir otoyolda otomobili yönetmek gibiydi. Başlangıç noktasından bir yol haritası ile yola çıkıldığında, hedefe ulaşmak için gerekli bilgi, yetenek ve becerilere sahip olanlar başarıya ulaşabiliyordu.
Küreselleşme döneminde ise girişimcilerin ve yöneticilerin işi zorlaştı. Artık iş insanı, uçsuz bucaksız pazar okyanusunda tek başına hedefine ulaşmaya gayret ediyor. Ekonominin kaptanları, bu kez bir buharlı gemiyi yönetmenin kolaylıklarına da sahip bulunmuyor. Günümüzün iş hayatı tüm sıkıntıları, belirsizlikleri ve sert fırtınaları ile sanayi devrimi öncesi denizciliğine benziyor. Bir yöneticinin bilmesi gerekenler hızla artsa da yönetim bilgi ve becerileri yeni dönemde önemini yine de koruyor. Çünkü "Geminin hızı rüzgârın nasıl estiğine değil, sizin yelkenleri nasıl açtığınıza bağlıdır" diyen ünlü yazar Mark Twain'in sözü bugünün iş dünyasında da geçerli. Ancak küresel pazarlarda rüzgârın nereden ve nasıl eseceği, çalkantıların ne zaman ortaya çıkacağı ve fırtınaların ne zaman patlayacağı hiç de belli değil. Makroya değil mikroya bak Geçen yüzyılda makroekonomik değişimler şirketlerin ve iş dünyasının tümünü etkilerdi. İşler açıldığında, her şirketin satışları ve kazancı artardı. Resesyon veya kriz yaşandığında ise tüm şirketlerde kazanç grafikleri tepetaklak aşağı giderdi. Yeni yüzyılda ise ekonomi genelde canlansa da değişen koşullara uyum göstermeyi ihmal eden ve geleneksel pazarlama yöntemlerine tutunan şirketlerin durumu kötüye gidebiliyor. Geleceğe hazırlıklı olan ve pazarlamadaki yeni trendleri fark eden şirketler ise ekonomi ve sektör kötüye ... |
|
KOBİ’lerin dış ticaret faaliyetlerinde içine düştükleri önemli yanılgılar var. unlar kimi zaman yanlış anlaşılmaktan, kimi zaman fazla agresif davranmaktan kaynaklanıyor. Aşağıda, KOBİ’lerin dış ticaret konusunda düştükleri 5 önemli hatayı görebilirsiniz:
Yanlış pazar, yanlış partner: KOBi’lerin en fazla yanıldığı noktalardan biri bu. Özellikle pazarlama alanında fazla agresif davranan işletmeler için geçerli olan bu yanılgı, şirketin, pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirirken kendisi için çok da uygun olmayan ülkelere, yine kendisi için uygun olmayan işbirlikleri aracılığıyla girmeye çalışması. Bunun için şirketlerin yurtdışı pazarlara açılmadan önce detaylı bir araştırma yapması gerekiyor ki günümüzde artık farklı ülkelerin pazar yapısı konusunda bilgi edinmek çok da zor değil. Söz konusu ülkelerin Dış Ticaret Müsteşarlıkları ile irtibata geçmesi ve ön araştırma yapması bu hatanın önüne geçmeye yardımcı olacaktır. Zamanlama hatası: Dış pazarlara açılırken gemiyi kaçırmak kadar pazara erken girmek de tehlikeli. Bu nedenle eğilimleri ve değişimleri beklemek, doğru zamanda pazara girmek gerekiyor. KOBİ’lerin dış ticaret alanında karşılaştıkları temel sorunlardan biri de arızi süreçlerde daha çok zaman harcaması ve asli süreç olarak gelecek için hazırlanmaması. Çoğu kez işletmeler dalgaya yakalanmak, bazen de dalgayı yakalamak seçenekleri ile karşı karşıya bırakılıyor. Yapılacak olan o anın zirveye çıkan dalgasına binmek yerine gelgitin gücün merkezine geri götürmesini beklemek. Krizde kazanç beklentisi: Ekonominin hastalıklı dönemlerinden faydalanma arzusu çoğu zaman hayal kırıklığı ile... |