iş fikirleri-pazarlama-satış-inovasyon-girişimcilik-bayilik ve franchisingler
  iş fikri

Yeni yazılar mail adresinize gelsin

Yıllık Arşiv
Son Resimler
Gözlerinizin içi parlasın.
Parlayan Golf Topu
Telefon tasarımı
Fare ve laptop aşkı
Pepsi pipet reklamı
Farklı iş kartvizitleri
Kartvizit tasarımları
Pasta dilimleyicisi
Elektronik güveç, tandır ve ızgara
Katlanır kova
Yemek tarifinin pratik ölçüsü
Yeni nesil çamaşır selesi
Ana Sayfa > Arşiv > 02 Aralık 2007
Arşiv > 02 Aralık 2007

Link : Walmart

morfikirler gönderdi. | Yorumlar (6) | 02 Aralık 2007 | Fotoğraflar

Link : Drinkstuff

morfikirler gönderdi. | Yorumlar (12) | 02 Aralık 2007 | Fotoğraflar
Psikiyatrik vakalar içinde özellikle genelleşmiş anksiyete bozukluğu ve histeri vakalarının temelinde görülen ve terapiyi zorlaştıran bir dizi hatalı fikirler var. Prof. Dr. Arif Verimli, bunların insanın yaşamını çok fazla zora soktuğunu ve sonucunda histerik vakaların oluştuğunu söylüyor. Verimli bu hatalı fikirleri anlatıyor bize.
1-) I’m nothing unless I’m loved.
“Sevilmediğim zaman bir hiçim”
Bunun açılımı çok önemli. Çünkü histerik kadınların tümünde bu sorunlu düşünme biçimi ağır biçimde hissediliyor ve hatta onların hayatlarını kapsıyor. Başkaları tarafından sevilmeyi bekleyen ve kendini sevmeyi bu duygu üzerine kuran kadınlar, toplumun yapısından dolayı çoğunlukla aşağılandıkları ve aile içinde ikinci plana atıldıkları için sorun yaşıyorlar ve ilgi çekebilmek için her türlü yola başvuruyorlar. Sevilmediğim zaman bir hiçim düşüncesi en tehlikeli düşünce biçimi. Çünkü öncelikle bir insanı herkesin sevmesi zaten mümkün değildir. Ve daha da önemlisi kendini sevmeyen insanı zaten kimse sevmez. Bu böyle düşünen insanları çıkmaza sokuyor. Bu tür insanların kendilerine değer vermeyi öğrenmeleri gerekiyor.
2-) I have to please others.
“Başkalarını memnun etmek zorundayım.”
İşte en hatalı düşünme biçimlerinden biri de bu ve Türkiye’de çok yaygın. Kendi isteklerini, beklentilerini bir kenara bırakıp çevresindekiler için yaşayan, onları memnun ederek mutlu olmaya çabalayan o kadar çok insan var ki. Ve bu insanlar bir süre sonra tam bir doyumsuzluk içine giriyorlar. Bu doyumsuzluk onları giderek mutsuzlaştırıyor ve zaten bir süre sonra kimseyi mutlu edemez hale geliyor bu kişiler. İnsan birilerini mutsuz etmemeli tabii ki ama birilerinin mutlu olmasını ön plana alarak kendini geri planda tutmamalı.
3-) Criticism means personal rejection.
“Eleştirilmek reddedilmektir.”
Her medeni insan eleştirilmenin önemli olduğunu bilir. Eğer birileri sizi eleştiriyorsa gelişmenizi istiyordur. Ve eleştirilmek...
morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 02 Aralık 2007 | Makaleler
Rastlaştığı, tanıştığı herkesle konuşacak bir şeyler bulabilmek, özel bir yetenek. İş hayatında veya politikada insanı yukarılara taşıyan bir özellik. Sağdan soldan, havadan sudan konular açarak iletişim kurmayı becerenler çevrelerini geliştirip kariyerlerinde de üst seviyelere çıkabiliyor.
Stanford Üniversitesi MBA mezunları arasında yapılan bir araştırmaya göre, "small talk" yeteneği olanlar, mezuniyet derecesi yüksek olanlara göre daha başarılı oluyor.
Small talk, yani resmi olmayan bir ortamda, çok fazla derine odaklanmadan yapılan kısa sohbetler, örneğin bir partide ya da buna benzer bir sosyal ortamda tanımadığınız kişilerle ayaküstü konuşabilmek ya da yüzlerce insanın çalıştığı işyerinizde herkesle konuşacak bir şeyler bulmak, çevrenizi olağanüstü derecede genişletebilir.
Malinowski, bu konunun önemine daha 1923’de değinmiş. Ünlü bilimadamı topluluk içinde bazı bireylerin bu yetenekleri sayesinde çok daha kolay mesafe kat ettiklerini görüyor. Böylece ayaküstü sohbet, birden bilimsel bir nitelik kazanıyor. Bunun insanın kariyerinde de önemli bir rolü var. CareerBuilder.com’da yer alan bir habere göre...
morfikirler gönderdi. | Yorumlar (1) | 02 Aralık 2007 | Makaleler
Çalışan kadının dramı ne erken kalkmak, ne çocuklarından ayrılmak ne de zamansızlık... Konuşulduğu zaman çok da dile getirilmez ama bir kadının en büyük problemi, sabahları giyecek uygun bir giysi bulmaktır. Hele bir de işyerinin kuralları katıysa. İşte böyle zamanlarda, formanın mecburi olduğu okul yıllarını siz de fazlasıyla özlüyorsunuz herhalde Sonra da bu özlemle iç çekerek, trafik canavarının sizi yememesi için, elinize ilk geçirdiklerinizi üzerinize geçiriveriyor ve atıyorsunuz kendinizi dışarı. Amacınız ise giyinmekten çok örtünmek oluyor genelde.

Gelin görün ki, iş hayatındaki başarınız nasıl giyindiğinizle doğru orantılı. Yapılan bütün araştırmalar bunu kanıtlıyor. Artık iş başvurularında görmeye alıştığımız ''prezantabl'' özelliğinin de amacı bu. Sizin ''tanıtılabilir'' olmanız gerekiyor ki, siz satışını yapacağınız ürünü tanıtırken doğru bir izlenim bırakın.

Peki, canınız erken kalkıp işe gitmek istemezken, şık olmayı nasıl başaracaksınız? Açıkçası öyle moda dergilerinden fırlamış gibi gözükmenizi kimse istemiyor. Ama bazı noktalar var ki hem müşteriler hem de iş verenler üzerinde yapılan bir araştırma bunların oldukça önemli olduğunu söylüyor.
İşte dikkat edilmesi gerekenler...
morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 02 Aralık 2007 | Makaleler
Hayat aynı rutininde devam ediyor ve sıkılıyorsanız, yaşamı farklılaştırmanız ve beyninizi alışkanlıklarını bırakmaya zorlamanız gerekiyor. Bu size hem zihinsel zindelik hem de rahatlamayla birlikte mutluluk getirecek. Ailem.com’un verdiği ve okuduğunuzda basit gibi gelen, ancak uyguladığınızda ne kadar katı alışkanlıklara sahip olduğunuzu görmenizi sağlayacak önerileri mutlaka uygulayın. Unutmayın hayata bir kere gelme şansınız var ve ilk önce kendinize dikkat edin:
1- Vücudunuzu yeni davranışlara alıştırın. Saçınızı tararken, dişlerinizi fırçalarken, kahvenizi karıştırırken ya da diğer günlük basit işleri yaparken sürekli kullandığınız elinizi değil diğer elinizi kullanın.
2- Gözlerinizi kapatın ve odada yolunuzu duygularınızla bulmaya çalışın. Bilinçli olarak sesleri dinlemeye ve kokuları almaya çalışın. Bazen yerden bir şey almanız gerektiğinde, ayaklarınızı kullanın mesela kapıyı ayağınızla kapatmak gibi... Kitap okumayı seviyorsanız bir sayfayı baş aşağı okuyun.
3- Birisini eleştirmek yerine övgü...
morfikirler gönderdi. | Yorumlar (1) | 02 Aralık 2007 | Makaleler
Benchmarking (Kıyaslama), sanayi casusluğu değildir ! Özet bir tanımla kıyaslama, işletmenin performansını, sınıfının en iyisi olan işletmeninki ile karşılaştırarak "en iyi" nin bu performans seviyesini nasıl yakaladığını belirleyip, elde edilen bilgileri işletmenin amaç ve hedefleri için bir temel oluşturacak biçimde kullanmaktır.
Kıyaslama ya da genel adıyla Benchmarking, kimin en iyi olduğunu, kimin standartları geliştirdiğini ve daha da önemlisi standardın ne olduğunu belirleyen araştırma çalışmasıdır. 1900´ lü yıllarda A.B.D.´ de gündeme gelmiş, ülkemizde ise henüz çok yeni ve uygulaması son derece sınırlı bir faaliyet niteliğindedir.
Gerçek kıyaslama, kesintisiz bir süreçtir; çünkü piyasa sürekli değişim içindedir.
Sürekli iyileşme ve değişim artık kaçınılmazdır. Sertleşen rekabet işletmelerin sistemlerini sistematik olarak gözden geçirip geliştirmelerini gerekli kılmıştır. Tüm bu gelişmeler özellikle Amerika ve Avrupa´da birbiri ardına yeni yönetim tekniklerinin geliştirilmesine ve bunun yanında Japonya´nın başı çektiği "Kalite Devrimi"nin Batı´yı etkisine almasına yol açmıştır. Benchmarking´de bu gelişmeler sonucu ortaya çıkmış ...
morfikirler gönderdi. | Yorum Ekleyin | 02 Aralık 2007 | Makaleler
doviz

Morfikirler