|
“Az sayıda insanı yücelten mucize güç, sektörlerinde, uygulamalarında, azimlerinde, cesur ve kararlı bir mizacın kışkırtıcılığında saklıdır.”
Mark TWAİN Motivasyon uzmanlarının çoğu, lider doğulmadığını, lider olunduğunu söylemeyi sever. Ben tam zıddını savunuyorum. Hepimizin doğuştan lider olduğumuza, ama yıllar itibariyle program değişikliğine uğradığımıza inanıyorum. Çocuklar gibi, hepimiz doğal liderlerdik; meraklı ve mütevazı, her zaman bilgiye aç ve susamış, renkli bir hayal gücüne sahip. Ne istediğimizi tam olarak biliyorduk; istediğimizi elde etme konusunda ısrarcı ve kararlı idik; misyonumuzu başarmamıza yardım etmesi için çevremizdeki herkesi motive etme, harekete geçirme ve etkileme yeteneğimiz vardı. Öyleyse, bir yetişkin olarak bunu yapmak neden bu kadar zor? Ne oldu? Çocukken, zamanla, “Hayır”, “Yapma” ve “Yapamazsın” sözlerini duymaya alıştık. Hayır! Bunu yapma. Şunu yapma. Bunu yapamazsın. Şunu yapamazsın. Ebeveynlerimizin çoğu, sessiz olmamızı ve aptalca sorular sorarak büyükleri rahatsız etmememiz gerektiğini söylediler. Bu düzen, liseye kadar devam etti. Orada da öğretmenlerimiz neyi yapıp neyi yapamayacağımızı ve neyin mümkün olduğunu söylerlerdi. Sonra çoğumuz, tek büyük resmi eğitim kurumu olan üniversitenin sert yüzüyle tanıştık. Ne yazık ki, geleneksel eğitim sistemi, öğrencilere lider olmayı değil, kurumsal dünya için emirleri kibarca alan kişiler olmayı ... |
|
Gelişim sürecimizin bir kısmı, daha etkili iletişimin nasıl kurulacağını öğrenmeyi içerir. Çok azımız, konu hakkında eğitim almışızdır; çoğumuz, iletişim aksaklıklarının sonuçlarını yaşamışızdır. Neyin işe yaramadığını ve duyulmamanın ya da yanlış anlaşılmanın ne kadar kötü olduğunu hepimiz biliriz. Dinlemeyi bilmeyen birinden konuşmayı öğrendim. Bir zamanlar, duygularım ya da diyalog süreci için yeri ve zamanı olmayan bir CEO ile çalışmıştım. Buna dayanarak, her ay oluşturduğum bir bültene “Kim Dinliyor?” başlıklı bir makale yazdım. “Her halime” olan ilgisizliğini o kadar belli ediyordu ki umutsuzluğa kapılmış ve kendi iletişim biçimimde ikimiz için de konuşmayı zorlaştıran ögenin ne olabileceğini düşünmeye başlamıştım.
Kendime sorduğum ve sonunda makaleme kattığım sorular aşağıda. Umarım, size de yardımcı olur. 1. Olumsuz Musunuz? Hiç kimse negatif enerjinin olduğu bir yerde bulunmak istemez. Konuşurken kendinizi dinlemeye çalışın. Ses tonunuza dikkat edin. Sızlanıyorsanız, buna son verin. Bir hafta boyunca, şikayetlerinizi isteklere ... |
|
İletişimin önemli öğelerinden biri sözsüz iletişimdir. Günlük yaşamda gerçekleştirilen ilişkilerde başvurulan bir yöntemdir. Sözsüz iletişim bazen anlam yaratmada, çoğu kez bilincinde olmaksızın ama kaçınılmaz olarak sürekli kullanılan bir iletişim biçimidir.
İletişimde kullanılan ses tonlaması, yüz ifadeleri, mimikler, beden hareketleri, jestler sözsüz iletişimin bir parçasıdır. Bu özellikler ancak sözlü iletişimle birlikte etkin olur. Sözsüz iletişim, iletişim yokluğunu olanaksızlaştırma, duygu ve coşkuları yetkin biçimde dile getirme, bireyler arası ilişkileri tanımlama ve belirlemede, güvenilir iletiler sağlamada önemlidir. Tüm bunlar kültüre göre biçimlenir. Değişik kültürlerde farklı anlamlar taşıyan sözsüz iletişimin sembolleri vardır. Susma İsteme ve gerekli olduğu durumlar dışında bireye çoğu kez sıkıntı ve bazen acı veren olgudur. Çok uzun süre susmak ya da başkaların sürüp giden sessizliği gerilimlere neden olabilir. Eşler arasında ... |